 |
|
1991 yılında ilçe olan DiDiM, doğuda Muğla il sınırı ve
Akbük Körfezi, batıda ve güneyde Ege Denizi, kuzeyde Bafa
Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada
şeklindedir, yüzölçümü 300 km2 civarındadır.
Didim Ege Bölgesi kıyısında, Büyük Menderes Nehrinin denize
döküldüğü yerden başlayarak, güneyde Aydın-Muğla il sınırına
(Akbük Körfezi) kadar uzanan bir kıyı bölgesidir. Bölgenin
batısında Didim Yerleşimleri ile Altınkum, doğusunda ise
Akbük körfezi yer almaktadır.
Osmanlı imparatorluğu zamanında varlığını "yeronda - yoran"
ismi ile sürdürmüstür. 1955 depreminden sonra önceleri halk
arasinda "HiSAR" olarak da adlandırılan YORAN devlet
tarafından yaptırılan afet evlerine taşındıktan sonra "YENiHiSAR"
adını almıştır.Sonrasında isim benzerliğine meyil vermemek
için dünya üzerinde sadece bir yerde blunan ve kök olarak "DIDYMAION"'dan
gelen "DIDIM" olarak yenilemiştir.
Mavi bayraklı Altınkum plajının duyulmasıyla birlikte
cennetten çalıntı bu çamlarla kaplı sayfiye yerine büyük tur
operatörlerinin turist getirmeye başlaması ile henüz
keşfedilmeye başlanan Altınkum'da turizme yönelik
yatırımlarının artmasına yol açmıştır.
Didim, bulunduğu konum nedeniyle tarihte iz bırakan
uygarlıklara tanıklık etmiş ve jeopolitik açıdan önemli bir
yerdir. Batı dünyası her ne kadar uygarlıkların Yunan
kaynaklı olduğunu söylese de, Anadolu toprakları dışarıdan
gelen tüm uygarlıkları kendi kültür potasında eriterek,
kendine özgü yeni uygarlıklar yaratmaya devam etmiştir
Büyük Menderes nehrinin denize döküldüğü yere antik çağlarda
Miletos ismi verilmiştir. Burası Didim’in 25 km.
kuzeyindedir. Didim’in çevre ile ulaşımı karayolları ile
sağlanmaktadır. Şehir Merkezi Aydın’a 103 km, İzmir’e 173
km, Başkent Ankara’ya 700 km, Söke’ye 55 km ve Milas’a 80
km. uzaklıktadır. Yüzölçümü 11.000 hektar olan Didim’de
arazi, genellikle, Akdeniz’e özgü maki bitki örtüsüyle
kaplıdır. Kimi yerleri eğimli, kimi yerleri düz olan
arazinin toprak yapısı killi ve taşlıdır.
2.900 hektar yerleşim alanı, 60 km.kıyı bandı, 13 km.'lik
plajı bulunan bu tatil beldesinin kıyıları irili ufaklı
sayısızca koylarla çevrelenmiştir. Berrak denizi, güneşi ve
altın sarısı incecik kumları ile bütünleşen plajları
tarifsiz bir güzelliği sergiler. İşte bu yüzden Didim,
çevresinde deniz imkanları olmayan yerli ve yabancı
insanların 2. konut ihtiyacına cevap verdiği gibi,
çoğunlukla İngiltere’den gelen yabancı turistlerin tatil
yöresidir.Denizle doğanın, doğa ile tarihin birleştiği Didim, Aydın’ın
turizm alanında iki büyük ilçesinden biridir. Kuzeyi Söke
Ovası, Kuzey Doğusu Bafa Gölü, Güneyi, Batısı ve Doğusu Ege
Denizi ile çevrili olan Didim bir yarımada görünümündedir.Her yıl artan nüfusuyla birlikte daha çok turistin ziyaret
ettiği bir tatil yeri haline gelmiştir ve her geçen gün daha
da gelişmekle birlikte eşsiz plajlarıyla Ege'nin bir
incisidir Didim. |
|
Gezilecek Yerler |
Apollon Tapınağı
|
 |
|
İON TARZINDA
YAPILMIŞ DÜNYANIN EN BÜYÜK ÜÇÜNCÜ TAPINAĞI
Antik çağın en iyi korunmuş tapınakları arasında
sayılır. 1906-1913 yılları arasında
gerçekleştirilen bilimsel kazılar ile tamamen
gün ışığına çıkarılan tapınak kısmen tekrar
ayağa kaldırılmışur. Aruk niteliğini kaybetmiş
durumdaki mimari öğeler ile tapınak alanını
çepeçevre saran bir koruma duvarı yine bu ilk
kazılar evresinde inşa edilmiştir. Tapmağı
dıştan saran çift sütun sırasından dolayı
dipteros plan tipini gösterir. Kanonik olmayan
tek öğesi daha içte uzanan, üstü açık ve
tabanında taş döşeme bulunmayan avlusudur
Merkezi avlu içinde şimdiye kadar kesin şekilde
yeri tespit edilemeyen kutsal su kaynağı ve
küçük bir tapınak. 'naiskos” bulunmakta idi.
Tapınağın sıra dışı durumu bir kehanet merkezi
olarak taşıdığı bu özel fonksiyona dayanmakladır.
Günümüzde görülen fakat hiçbir zaman
bitirilemeyen yapının inşası M.Ö. 4.53. yüzyılda
başlamışur. M.Ö, 6. yüzyıla ait öncü tapınak o
dönemde çok ün kazanmış. M.Ö, 5. yüzyılın
başlarında Persler tarafından tahrip edilmiştir.
Bugün orta avluda hala görülebilen temeller
erken tapınağın kalıntılarına tanıklık eder,
Orta avluda ver alan Hellenistik döneme ait
naiskos M.S, 5./6. yüzyılda sökülerek yerine bir
Hristiyan bazilikası inşa edilmiş, bazilika ise
tapınak gibi bir deprem sonrası harap olmuştur.
TAPINAĞIN KORUYUCUSU MEDUSA
Medusa Görgolar adı verilen üç kız kardeşten tek
ölümlü olanıdır. Gorgolar ise Yunan
mitolojisinde yılan saçları olan, korkunç yüzlü
ve kendilerine bakanları taşa çeviren Sihenno.
Euryale ve Medusa adlı üç kız kardeşe verilen
genel atlır. “Gorgo” kelimesi Yunanca “Gorgos”
sözcüğünden gelir. Anlamı “korkunç. dehşet
verici “dir. Bu nedenle kızların ve aralarında
en çok tanınan Medusa'nın baktığı her veri taşa
çevirme özelliği olduğuna inanıldığından
Yunanlar. Medusa'nın başını yani yılan başlı
kızı kalkanlarına, korumak istedikleri
eşyalarına. binalarına. tapınaklarına zırhlarına
işlemişlerdir. |
|
Gezilecek Yerler |
Akbük
|
|
 |
|
Akbük, Didim
Bölgesinde Emlak Piyasasının yükselen yıldızı
olmaya aday. Havası, Denizi, Planlı yerleşimiyle
dikkat çeken Akbükte Liman ve tarihi yerleri de
unutmamak gerek.Saplı ada, Sahte cennet, Kazıklı
Koyu belli başlı yerleşimler. Akbük sırtlarından
Iasos ve sonrasında Bodrum’a da giden bir asfalt
yol da var. Oldukça sessiz oluşuyla dikkat çeken
bu yol orman ve pek çok irili ufaklı yerleşimin
içinden geçiyor.Akbük mavi ile yeşilin
kucaklaştığı şirin bir tatil beldesidir.
Gürültüden uzak, temiz havası ile ülke
turizminde denizin mavisi ile ormanın yeşilinin
buluşma noktasında tatil arzulayanlar için
bulunmaz bir cennettir.Yeşil alanların çokluğu
ile dikkat çeken Akbük, yaklaşık on bir
kilometrelik bir sahil şeridinde kurulu bulunup;
her türlü deniz sporunun yapılmasına da
müsaittir.5 bin hektarlık bir alanı kaplayan
Akbük, yapı kooperatiflerinin yanı sıra oteller,
pansiyonlar, tatil köyleri, barlar, diskolar ve
tüm kentsel donanımları ile modern bir kent
görünümündedir.Akbük 1991 yılında alınan bir
kararla Belediye statüsünü kazandı. O tarihten
bu güne geçen kısacık zaman diliminde köyden
kentleşmeye doğru gelişimin başarılı bir
örneğinin hayata geçtiği Akbük’ün ekonomisi
turizme ve balıkçılığa dayalı.
Diğer taraftan hızlı gelişimi ile bugün önemli
bir turistik potansiyelin varolduğu Akbük
Avrupalı turistlerin gözde merkezlerinden birisi
haline geldi. Tarihi eserler açısından ise
Akbük’te en büyük önemi Rumlardan kalma kilise
sapasağlam olup; kilise her yıl binlerce
turistin uğrak yeridir. Zaten başka da
günışığına çıkarılmış tarihi eser yok.Akbük ile kazıklı arasında Tekhiusa’dan bahseden
kaynaklar asıl Akbük’ün burada kurulu olduğundan
da söz ederler. |
|
Gezilecek Yerler |
Bafa Gölü |
 |
|
Ege Bölgesi'nin
en büyük gölü olan Bafa Gölü, yaklaşık 60
kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahiptir. Doğal
güzellikleriyle dikkat çeken Bafa Gölü, Büyük
Menderes Nehri deltasının güneydoğu bölgesinde,
Menteşe Dağlarının içine doğru sokulmuş sığ bir
tatlı su gölüdür. Peki, kuş cenneti Bafa Gölünde
gezilecek yerler nerelerdir? Bafa Gölü'nde
gidilecek mekanlar ve görülecek yerler
nerelerdir?
Büyük Menderes Deltası Nehri'nin Güney
bölgesinde yer alan Bafa Gölü, Ege Bölgesi'nde
yer almaktadır. İzmir ile Bodrum arasında yer
alan Bafa Gölü, Bodrum'a yaklaşık olarak 40
dakikalık mesafededir.
Buraya en yakın havalimanı Bodrum'dadır. Milas
garajından kalkan minibüsler ile ya da İstanbul
ve İzmir yolu üzerinden Bodrum Söke mevkinde
geçen otobüsler ile Bafa Gölü'ne ulaşabilir
eşsiz manzaranın tadına varabilirsiniz.
Büyük Menderes sayesinde oluşan Bafa Gölü,
alüvyon taşınması sonucunda oluşmuştur. Göl
ortalama 16 kilometre uzunluğunda ve ortalama 6
kilometre genişliğindedir. Gölün en derin kısmı
21 kilometre olup, yüzey rakımı 10 metredir.
Bunların yanı sıra gölün kıyı uzunluğu 50
kilometre olarak bilinmektedir.Bafa Gölü, sığdır.
Bu sebepten dolayı da birçok kuş çeşidine ev
sahipliği yapar. Kuşlar sonbahar ve ilkbahar
mevsimlerinde barınmak ve üremek için burayı
tercih etmektedir. |
|
Gezilecek Yerler |
Millet Müzesi |
 |
|
MİLETOS
KENTİNİN KURULUŞUNA İLİŞKİN EFSANELER
Uzak geçmiş ile ilgili efsanelere her ne kadar
şüpheyle yaklaşmak gerekse de Pausanias, Mi-
Ictoslular'ın kökenine ilişkin önemli bir
aktarımda bulunur (Paus 7.2.5). “Bir yerli olan
Anax'ın hükümranlığı süresince ve sonraki iki
kuşak boyuncu topraklarına Anaktoria derler.
Girit ordusu ile Miletos geldiğinde hem bölgenin
adını hem de şehrin adım Aile- tos olarak
değiştirir. Miletos ve onun adamları Europa 'nın
oğlu Minos'tan kaçarak Giril'ten gelmişlerdir.
Bu toprakların eski sahipleri olan Karyalılar
devam edebilmek için Giritlilerle birleşirler”.
Pauşanias'ın anlattığı bir diğer versiyonda ise
Kodros'un oğulları Neleus ve Medon taht
kavgasına girişmişlerdir ve Atinayı terk etmek
zorunda kalan Neleus Batı Anadolu kıyılarına
doğru yola koyulur ve kendisine Miletos'u kurar
(Pausanias 7.2. 1- 4). Bu aktarımlar. her ne
kadar ispatlanamasa da Miletos'un kuruluşuna
ilişkin elimizdeki bir kaç sözlü aktarımdan
sadece bazılarıdır.
KENTİN TARİHİ
Arkaik Dönem Akropolisinin MÖ 494 yılında
gerçekleşen Pers istilası sonrasında terk
edilmesiyle Hellenistik Kent Aslanlı Liman ve
tiyatro çevresinde şekillenmeye başlar. Roma
döneminde Helenistik dönem kentinin büyüklüğü ve
şekli aynen korunur, ancak imar faaliyetle-
rinde büyük bir artış yaşanır. Faustina Hamamı,
Humei Tepe Hamamı, tiyatro, liman anıtı, liman
kapısı, Capito Hamamı, gymnasium, Güney Agora
kapısı, batı agora.stadium, depo yapıları Roma
Dönemine tarihlenen önemli kamu binalarıdır.
Kent Büyük Menderes Nehri'nin taşıdığı
alüvyonlarla dolmaya başlaması sonucu önemli bir
liman kenti olma özelliğini bu dönemde
kaybetmeye başlar. Miletos, MS 5378 yılından
itibaren Piskoposluğa dönüşür ve şehir gittikçe
küçülerek tiyatro ve kale etrafı ile sınırlanır.
Bizans Döneminde Palatia adını alan Miletos, 13.
yy'da Türklerin hakimiyetine girer Beylikler ve
Osman- lı döneminde ise Balat olarak
isimlendirilir.
FELSEFE, BİLİM VE SANATIN BAŞKENTİ
Antik Yunan medeniyetinin bilimde ilerlemesi
Miletos ekolu yoluyla başlamıştır. Miletoslu
Anaksimenes varoluşu açıklamaya çalışmış,
Anaksimandros tanrılara dayanmayan evrensel
kanun- ları taşlara kazdırmış, Hekataios ise
coğralyada üstünlük göstermiş ve dünya
haritasını ilk çizen kişi olarak tarihe adını
yazdırmıştır.Felsefenin babası sayılan Thales
ise Mısıra yaptığı ziyaret sonrasında güneş
tutulmalarını hesaplamayı öğrenmiştir. Thales,
aynı zamanda maddenin birkaç temel bileşenden
oluştuğunu öne sürerek atom kavramına giden yolu
açmıştır. |